Bu Benim Dünya'm..

Ben.. Dudaklarını mühürlemiş, kalbini toprağa gömmüş, sevdikleriyle kavuşmayı mahşer gününe saklamış bi adamım. Zor büyüdüm. Zor yaşadım. Doğumum anama hamallık oldu, yaşamım bana. Ölümüm bile hamallık olacak cenazemi taşıyanlara. Bi tılsım vardır bizim gibilerinin üzerinde. Bazı şeyler olmaz. Ne kadar zorlarsan zorla olmaz. Çabalarsın, çalışırsın, istersin ama olmaz. Olmayınca da zorlanmaz. Bizim gibiler anlar her gökyüzünde parlanmayacağını. Ki gökyüzü istediği zaman parlatır güneşini..

Nolursa olsun insan olduğu kadardır. Ötesi berisi olmaz. Güneş balçıkla sıvanmaz. Gönül isterdi ki her güneş her gökyüzünde parlayabilsin. O da  her zaman olmaz. Kara bulutları vardır. Önünü kapatır. 1 olur 2 olur 3 olur. Sonunda küser güneş gökyüzüne. Ama güneş doğarkende kızıldır batarkende. Arada ki tek fark biri ‘merhaba’ der biri ‘elveda’.

Ya öyle işte. İnsan söyleyemediklerini yazıyor sağa sola kendiyle konuşuyormuş gibi. Hem ne demiş Cemal Süreya: ”N’olmuş her fırsatta kendimle konuşuyorsam. Hem sen bakma yanlış söylemiş eskiler. Kendi kendine konuşana deli değil ‘yalnız’ derler..”

Bu aralar üzerimde bi lanet vardı sanki. İşlerim hiç yolunda gitmiyordu. Bir sürü şeyle cebelleştim. Dayanamadım. Anneannemi aradım. ‘Oğlum’ deyişini bile özlemiştim onu farkettim. Dua etmesini istedim. Hayatımda gördüğüm en temiz insanlardan biri. Duası çabuk tesir eder hep. Ki hepimizi öyle korudu yıllarca. Uzakta olsak bile. İlk defa ona ‘iyiyim’ diye yalan söylemedim. Hep iyiyim derdim üzülmesin diye. Bu sefer diyemedim. Anladı zaten. Ki bana bişey olsa hemen anlardı aramızdaki 1200 km’ye rağmen. Psikolojik bi durum mudur bilmem ama hakkaten biraz olsun bişeyler düzelmeye başladı. Anneannemin duası sadaka gibidir. Bin belayı def eder. Hakkaten öyle oldu. Allah bana şu an zarar veren ve ilerde zarar verecek olan bi çok şeyi sildi hayatımdan. Hemde anında. Bundan sonra nolur bilmem ama beni koruyan dualar var çok şükür.

İnsanoğlu kadar şerefsiz bi mahlukat daha tanımadım ben. Egosu yüksek, bencil, hep ben üzerine kurulmuş hayatları var. Sevilmeyi haketmiyor hiç biri. Hep ağızlarına sıçılması gerekiyor aslında. İnsanları sevmek ve değer vermek kişinin kendisine zarar verir sadece. Ne kadar severseniz o kadar ihmal edersiniz kendinizi. O kadar içinize atar, bir o kadar da zarar verirsiniz yüreğinize. Ben çok şey gördüm, çok şey yaşadım. Bu kadar yıl boyunca bi kaç tane sevilmeyi hakeden insan tanıdım. Onlarda öldü. Şimdi etrafımda 1 tane bile yok onlardan. Hepsi nankör. Hepsi sadece kendilerini düşünen haysiyetsizler. Gün geçtikçe dahada düşman oluyorum insanoğluna. Hastalık gibi yayılıyor vücuduma. İyi davranamıyorum çocuklar dışındakilere. Eş, dost, akraba, arkadaş, sevgili hepsi yalan. Pul kadar değerleri yok gözümde.

Özgürlük ve Esaret..

Özgürlük ve Esaret..

Celladına gülümsemek..

Teşkilat-ı Mahsusa’da bir Yakup Cemil vardı. Vatan için, bayrak için savaştı yıllarca. Lakin ters düştüler. Yakup Cemil hakkında idam kararı çıktı. 

İnfaz komutanı ‘nişan al’ diye emir verir. Erler o kadar saygı duyuyor ki Yakup Cemil’e, silahlarını bile doğrultamıyorlar. Komutan tekrar bağırıyor ‘nişan al’ diye. Erlerde tık yok. Yakup Cemil erlerin komutana baş kaldıracağını anlayınca üniformanın şerefini kurtarmak için ‘Nişan al’ diye kükrer ve o sesle bütün askerler Yakup Cemil’e doğrultuyor silahlarını. Ve emri veriyor Yakup Cemil; ATEŞ…

İnsan bazen bilmeden celladına gülümser.

”Kalbini